Ana içeriğe atla

Artık Şiir Zamanı: Yine Yeniden

Yine Yeniden...




Hayat dediğimiz bu şey...

Her şafak ile başlar güne yeniden;

Ama her gün doğumunda  

Yepyeni bambaşka bir öyküden.


Önce bir ışıltı yalar gözlerimizi

Işık yükselir ta göklerden;

Karanlıklar yırtılır ve delinir

Ve tan, yeni bir güne gebedir.


Dün çoktan solup gitmiş duruyor geride ...

Dönüşü olmayan bir seferdir bu.

Yeni hayatlar baştan kurulur bir yerlerde; 

Sararmış yırtık biletler kalmıştır elimizde... 


Bahar zamanıdır artık!

Bir yelkenli ufka doğru ilerler

Demir alma vakti geldi der, kaptan;

Suskun limanlar gitmemizi bekler...


Arınmış dingin bir kalp,

Mangal gibi güçlü bir yürek. 

Alev gibi sıcacık eller 

Rıhtımda sahibini bekler...


Uzak yollardan geldim, der;

İskelede bekleyen sevgiliye;

Hırçın dalgalı engin denizlerden

Mutedil kalbine demirlemeye...


Tanışma vakti geldi ey sevgili...

Erisin geride kalan günler ve saatler. 

Bast-ı Zaman'dır artık vakit...

Gönüller feth edilir bir yerlerde...


Beklemeye değmiş dedi adam, içinden...

Bunca zaman; bunca farklı insan ve mekan.

Durulsun artık gönlün, dedi kadın; 

Burası senin için en doğru liman...


Yorgun yüreğini koy şuraya!

Bak doğuyor yeni bir gün daha.

Bekle çok az kaldı sabaha.

Merhaba diyelim beraberce, yepyeni hayata...


Nevfel Baytar

20 Nisan 2025

Pazar

Ankara.














 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...