Ana içeriğe atla

Artık Şiir Zamanı: Yine Yeniden

Yine Yeniden...




Hayat dediğimiz bu şey...

Her şafak ile başlar güne yeniden;

Ama her gün doğumunda  

Yepyeni bambaşka bir öyküden.


Önce bir ışıltı yalar gözlerimizi

Işık yükselir ta göklerden;

Karanlıklar yırtılır ve delinir

Ve tan, yeni bir güne gebedir.


Dün çoktan solup gitmiş duruyor geride ...

Dönüşü olmayan bir seferdir bu.

Yeni hayatlar baştan kurulur bir yerlerde; 

Sararmış yırtık biletler kalmıştır elimizde... 


Bahar zamanıdır artık!

Bir yelkenli ufka doğru ilerler

Demir alma vakti geldi der, kaptan;

Suskun limanlar gitmemizi bekler...


Arınmış dingin bir kalp,

Mangal gibi güçlü bir yürek. 

Alev gibi sıcacık eller 

Rıhtımda sahibini bekler...


Uzak yollardan geldim, der;

İskelede bekleyen sevgiliye;

Hırçın dalgalı engin denizlerden

Mutedil kalbine demirlemeye...


Tanışma vakti geldi ey sevgili...

Erisin geride kalan günler ve saatler. 

Bast-ı Zaman'dır artık vakit...

Gönüller feth edilir bir yerlerde...


Beklemeye değmiş dedi adam, içinden...

Bunca zaman; bunca farklı insan ve mekan.

Durulsun artık gönlün, dedi kadın; 

Burası senin için en doğru liman...


Yorgun yüreğini koy şuraya!

Bak doğuyor yeni bir gün daha.

Bekle çok az kaldı sabaha.

Merhaba diyelim beraberce, yepyeni hayata...


Nevfel Baytar

20 Nisan 2025

Pazar

Ankara.














 

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...