Ana içeriğe atla

Pazar Yazıları 001 insanın Kendini Öncellemesi


001 İnsanın Kendini Öncellemesi


Eskiden gazetelerin hafta sonu ekleri olurdu. Babam ilkokul mezunu bir işçi idi ama eve günlük iki gazete girdi çokuzun yıllarboyunca. Abimde her hafta iki çocuk dergisi alırdı. Ben de liseye başlayınca her hafta düzenli olaeak iki karikatür dergisi aldım.  


Siyasi amaçlı okunmazdı bizim evde gazeteler. Bir ara Günaydın bir dönem de Tercüman gazetesi girdi eve uzun yıllar boyunca ama sabit ve düzenli olarak Hürriyet gazetesi hep alındı ve okundu yıllarca. 


Onların hafta sonu ekleri olurdu. Daha hafif içerikli, biraz daha sanat ve popüler bilim ağırlıklı.  Entellektüel yazıların olduğu... Babam resimli çengel veya kare bulmaca çözerdi sürekli ve hep bazı kelimeler bulunmaz ve yarım kalırdı. Ertesi gün (veya hafta?) cevap anahtarı verildiğinde oradan kopya çekerek eksikleri tamamlardı babam...Bilemediklerini bana da sorardı bir ortaokul öğrencisi olarak... Güzeldi Pazar günlerinin sabahları - seksenler (birazda 90lar). Mecburen aynı şeyleri izlerdik tek kanaldan...


İstikrarı koruyabilirsem "Pazar Yazıları" serisi yazarak o eski birikim ve deneyimleri yine aktarmak isterim; yeni ev ortamımdan. 


İnsanın öncelikle kendini sevmesi ve kendine yatırım yapması cok önemli.  Maalesef, başkaları üzülmesin,  mutsuz olmasın ve gücenmesin diye kendi hakkına geçmesi ve kendinden çokca ödün verip kendinden vazgeçmesi acı bir durum. Bu söylediğim egosentrik bireyci ve vurdumduymaz bir yaklaşım değil.  Yanlış anlaşılmasın.  


Bugünün konusu "kendine yatırım yapma" üzerine.  Konuyu irdeleyince gözlemim şu şekilde: İnsan altı temel başlık üzerinden kendine yatırım yapabilir ve kendini geliştirebilir. Bu başlıklar sırasıyla: Düşünce Yapısı, Sağlık, Hikmet, Zenginlik, Bağlar ve Siyaset...


1) Düşünce Yapımız ile ilgili çok hızla şunları söylemek mümkün hayata karşı durumumuz ve duruşumuz bağlamında: büyük düşünün, hayaymtta olduğunuz için minnettar olun lütfen.  Bir hayat ve gelecek planı yapıp başarılı olmayı (bu sizin için her neyi ifade ediyorsa etsin önemli değil- onu başarmaya odaklanarak) hedefleyen programınız olsun. Günlük olarak dua, namaz, yoga, içsel arınma veya meditasyon (hangi kelime size iç huzuru çağrıştırıyor ise) yapmayı da ihmal etmeyin...

2) Elbette her şeyin başı sağlık.  Öncelikle sağlıklı ve dengeli beslenip,  aşırıya kaçmamak önemli.  Vücudunuzu dinleyin. Düzenli bir spor, en basit haliyle daha çok yürüyün... Yemek, sigara, tatlı, şeker un yağ ve zararlı maddeler ve alkol tüketiminde sınırlara dikkat edip dur demeyi bilmek önemli...

3) Bilgeliği ve hikmeti de oncelemek çok önemli entellektüel doyum bağlamında. Belirli alanlarda derinleşin (neyi seviyorsanız: tarih, edebiyat, inanç, astroloji, vs) ve öğrenmeyi asla bırakmayın. Bir rehber edinin (webinar, seminer, okuma grupları, yeni eğitim ve master alanları seçilebilir). Öğrenmeye aşık olun... 

4) Evet parasız olmuyor maalesef.  Zenginlik için ise (kanaatkarlık en büyük zenginlik elbette...); önce kendinize yatırım yapın. Mümkün ise gelirinizin %20sini birikim veya yatırım olarak kenara ayırın.  Hiç bir şey için geç değil. En kötü senaryo ihtimaline karşı altı ay dayanabilecek kadar kenarda paranız olsun. Mümkünse borç ve kredileri azaltın. Gelecek için bir miktar yatırım yapın.  

5) Bağlar aslında ilişkiler demek. İnsanı hayatta en mutlu eden gizli güç bu aslında. Dostlar, aile, yakın çevre. Arkadaş gruplarınız olsun muhakkak. Eşiniz, partneriniz veya sevgiliniz ile güzel vakit geçirin. Ayrı ve birlikte dost gruplarınız olsun. Birbirinize alan bırakın. Büyükleri sevdiğiniz akrabaları arayın sorun. Sosyal medyayı kullanın, arkadaşlarınızı takip edin ama bağımlı olmayın. Yeni dostlar ve çevreniz olsun. Unutmayın ki en çok görüştüğünüz beş kişinin ortalamasısınız... 

6) Son olarak da siyaset ve düşünce yapısını (kısmen dini görüşler var burada) ele alalım. Öncelikle bağnaz ve dogmatik bir takipçi (fanatik, sabit fikirli veya mürit) olmayın. Eleştirel olmayı içselleştirmeyi deneyin. Son tahlilde herkesin kendine çalıştığını ve kendi çıkarlarını öncelediğini göreceksiniz maalesef. Toplumunuzu yargılamadan tanımaya çalışın. Toplum mühendisliğini anlayıp insanları nasıl manipüle ettiklerini dikkatle izleyin. Her bilginin üstüne doğrudur diye atlamayın. Sizin gibi düşünmeyenleri aşağılamayın. Empati yapmayı öğrenin. Her birey farklı süzgeçlerden geçerek yoğrulup evriliyor unutmayın. 


Son olarak da sizi mutlu eden şeyleri daha çok yapın ama işinizi de disiplinle, odaklı ve hedef belirleyerek küçük adımlar atarak planlayın. Öncelikli beş şey seçin 25 öncelik yazdıktan sonra ve onlara odaklanın önce. İnanın hayat düşündüğünüzden daha basit ve daha az yorucu...


Iyi pazarlar...





Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Aşk mı yoksa Limerans mı?

Aşk mı yoksa Limerans mı? Uzun süredir anlamaya ve tanımlamamaya çalıştığım bir kavram Aşk (baş harfi her daim büyük harfle!). Üzerine milyonlara sayfa yazı, yüzbinlerce şiir yazılmış, binlerce şarkı ve film yapılmış, pek çok insanı da psikolojik yıpranmaya sürüklemiṣ karmaşık bir duygu durumu.  Peki ne kadar gerçek aşk dediğimiz duygu? Bazen bir sanrı, belki de bir yanılsama mı? Bir geçici delilik veya sarhoşluk hali mi? Meczupluk mu aşk? Kendinden vaz geçmek mi? Yoksa kendi narında eriyip yok olmak ve küllerinden yeniden doğmak mı Aşk?  Bu konuların pîrî, üstat Alain de Botton şöyle diyor:  "We end up lonely because we have a wrong theory of love." Yani (yazının hepsini okuduğum için şerh düşerek) aşk hakkında zihnimizde toplumun dayattığı, idealize edilmiş, romantik ve mitleştirilmiş bir hayali beklenti oluştuğu için (kısaca özünde) yanlış bir aşk kuramı ile beklentiye sürüklendiğimiz için eninde sonunda yalnızlık ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor ilişkil...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...