Ana içeriğe atla

Küllerinden Doğmak

Küllerinden Doğmak 


Edebiyatta önemli bir yer tutan Zümrüd-ü Anka;  (Batı'da Phoenix ve Uzak Doğu'da Fenghuang ve Arap Dünyasında Simurg olarak bilinmekte bu sembolik ve mitik yaratık) yanıp kül olmak ve küllerinden yeniden doğma metaforunu kullanarak, diriliş ve birleşmeyi temsil eder. Bu mitolojik kuşun uzun yolculuğu aracılığıyla yazarlar, kahramanın içsel yolculuğunu ve kendini bulmaya çalışmasını temsil eder veya anlatmaya çalışır. 


Yeni nesil okuyucular ise Harry Potter aracılığıyla tanıdı bu kelimeyi. Yeni yetme veletler, Rowling'in yazdığı serinin beşinci kitabı olan Zümrüdü Anka Yoldaşlığı (The Order of the Phoenix) ile gördü kendini arayıp bulma macerasını Hayri Çömlekçi'nin gözünden, fantastik tekamül sürecini 😉 (Türkçesi Harry Potter gibi karizmatik olmadı sanki?) tecrübe etti okur olarak...


Nispeten daha yaşlı ve mürekkep yalamış (İngilizce 'erudite' kategorisindeki) okuyucular ise Feridüddin Attar'ın Mantık-et Tayr kitabıyla özdeşleşen baş karakter ile Kaf Dağının ardına yapılan yolculuğu ile tanırlar Simurg'u... Aslında buradaki kuşlar yolculuğun sonunda kendilerini kesfederler... Bu vesileyle, bazı doğulu edebiyat eleştirmenleri, Dante Alighieri'nin İlahi Komedya'sının nüvesini Attar'dan aldığını da söyler... Aynı ekibin tıpkı Coelho'nun Simyacı'sındaki konunun Rumi'nin Mesnevi'sinde geçtiğini ileri sürmeleri gibi... Neyse diyerek devam edelim...


Tüm konuyu "herkes kendini bulmak için en az bir kez yanmalı" diye özetlemem daha uygun olacak sanki...


Bu ifade yanmak ham iken pişmek konatasyonlarını içerdiği için olsa gerek biraz tasavvuf koksa da, insanın kendini araması özünde insanoğlunun var olduğu tüm coğrafyalarda görülen evrensel ve felsefi bir kaygıdan kaynaklanıyor. Kendini kendinde arama ve kendini tanıma kaygısı bu... Arayış özetle... Kendini arayış - tüm mesele. 


Öte yandan, uçmak ve kanatlanmak - ezoterik bağlamda meleklere atfedilen kanat düşmesi ve kanat yenilenmesi sembolizmi, diriliş ve yolculuk kavramları ikinci bir yenilenme özlemenin dışa vurumu olarak karşımıza çıkıyor... Astral öyküler, dini inançlar,  reenkarnasyon, resurrection, vb konular hep yenilenme ve yeni kimlik ve ruh haliyle silkelenme çabalarının tezahürleri aslında...


Kişisel olarak konuya baktığımda ise, "küllerinden doğmak" beni çok büyüleyen bir tabir. Küllerin içinde kalan kor ateşi yeniden alazlandırmak (to kindle) ve yepyeni doğumlar ve doğuşlar (resurrection and reanimation) insanın yenilenmesi için çok gerekli. Salman Rushdie'nin yasaklanan kitabı olan Seytan Ayetleri'nde geçen ve uçaktan yere doğru düşen iki kahraman Gibreel Farishta ve Saladin Chamcha'nın girişteki cümlesi inanılmaz derecede etkili gelmişti bana: "Yeniden doğmak için!" dedi aşağı doğru tepetaklak düşerken Farishta; "önce ölmen gerekir!"


Konu aslında bundan ibaret. Yeniden doğmak için ölmeniz gerekir. Tüm ilişkiler için bu durum böyle belki de... 


Zira, öldürülmeyen şeyler acı vermeye devam eder...


Güzel bir söz var şu aralar karşıma çıkan: "İnsanın taşa toprağa gerek kalmadan gömüldüğü tek yer kalptir" diye... Biyolojik olarak da en son ölen yer kalbimiz zira... Belki de bu nedenle, uzun bir kişisel yolculuğa çıkanlar heybelerindeki taşları ve safrayı atmak durumdalar. Bazı şeyleri öldürmez iseniz onlar sizi yavaş yavaş yok etmeye ve yolunuzu yavaşlamaya devam edecektir. Bırakın geride kalsınlar.  Kurtulun o yüklerken.  


Yenilik ve yenilenme güzeldir.  


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

HAYATINIZI DÜZENE SOKACAK 20 ALIŞKANLIK

Hayatınızı Düzene Sokacak 20 Alışkanlık Öncelikle herkese güzel bir hafta sonu dileklerimle. Umarım hayatınızın akışını arada bir durup sorguluyorsunuz. Yanlış anlaşılmasın sakın. Felsefi ve ontolojik bir var oluşçuluk ve bütüncül bir yaşam kaygısını sorgulamacı bir tutum ile irdelemek değil niyetim asla.  Bugüne hafif gibi görünen ama yaşam kalitemizi engelleyen, başarıya ve hedeflediğimiz amaca giden yolda bizi sekteye uğratan bir takım olumsuz davranışlarımızı ve nispeten kötü alışkanlıklarınızı azaltmaya yönelik bir takım önerilerim olacak.  Düzenli takip ettiğim bir kaç yabancı motivasyon ve kişisel gelişim hesabı var. Daga çok Amerikalıların bakış açısı ve dünya görüşü ile şekillenmiş tavsiyeler bunlar. Ben buradaki önerileri biraz bizim ülke ve insanımız bağlamına uyarlamaya çalıştım.   Hepsinin de değerli öneriler olduğunu düşünüyorum.  Küçük adımlarla giderek, hepsini değil belki ama dört beş tanesini bile uygulama geçirmek oldukça olumlu de...

Kendinizi Aşmanın 33 Yolu

Kendini Aşmanın 33 Yolu (İlk 15 Adım!)  Hemen hepimiz kendimize dair bir takım serzeniş ve şikayetler içerisinde oluyoruz. Az veya çok... İstemsizce veya üstüne basa basa şikayet ediyoruz.  Bazı şikayetlerimiz fiziksel şartlarımız ile ilgili. Kimimiz boyundan memnun değil, kimimiz kilosundan. Kimimizin beli kalın, bazılarımızın kırışıklıkları çok.  Kimimiz göz rengini lens kullanarak, kimimiz de fazla kilolarından sert diyet yaparak kurtulabiliyor.  Kimimiz ticari zekasının azlığından şikayetçi; kimimiz ise sinirlerini kontrol edemeyerek çevresini kırıp dökmekten. Bazılarımız ise tam bir toksik canavara dönüşmüş durumda, travmalarının acısını bi-haber olan yakın çevresinden çıkartıyor... Kimimiz bazen bir duygu süpürgesi,  kimimiz kalp buldozeri, kimimiz de ilişki mengenesi...  Ama her şey bir yana, hayat devam ediyor. Stoacı bakış açısını benimsemiş bir fani olarak, kendimizi sevmemiz, kendimizi iyi tanımamız ve içimizdeki o potansiyeli uyandır...