Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sefine Manifestosu

Sefine Manifestosu Pazar Yazıları No: 045 Çok uzun yıllar önce, ölümünün son zamanlarına doğru 80li yaşlarındaki (inanılmaz güzel bir Balkan göçmeni kadını olan - akça pakça pamuk gibi beyaz tenli, masmavi cam gibi gözleri olan) anneannem, onu memlekete gidip ziyaret ettiğimde bana hiç aklımdan çıkmayan bir öğüt vermişti hatıralarını anlatırken sohbet arasında: "Ömür dediğimiz şey göz açıp kapayıncaya kadar geçip gidiyor. Halime bak, seksen yıl bitti, ne anladım bu hayattan, her yerim buruşuk, ne kaldı bizden geriye? Vaktinizin kıymetini bilin..." Hiç unutmuyorum o gün ninem çocukluk anılarını anlatmıştı bana; 1915-18'lerde köyümüze gelen Yunan askerlerinin bisikletleri olduğundan bahsederek - "şeytan arabasına" biniyordu bazı gavur askerleri diye, hatta bazı meraklı Türk köy çocuklarını bu bisikletlerin selelerine ve gidonlarına bile bindirdiler diyerek ... Gülümseyerek hatırlıyorum şimdi bunları... Zannederim ben o dönemde, bir yandan ODTÜ'de D...

Özletme Çok Kendini

Özletme Çok Kendini  Özletme çok kendini; Çıkıp çıkıp gel de yanıma. Ben de koşarak geleyim sana. Özledim seni deyip - beni her aradığında...  Ey güzel! Seviyorum seni - fazlasıyla... Bu biçare meftun oldu sana - anlasana...  Bir adam vuruldu kalbinden hem de yanı başında... Seviyor işte seni! Her mekanda ve her zamanda Aklı sende kaldı - kalbi zaten ziyanlarda. Artık pejmûrde geziyor sensiz bu sokaklarda... Gönlü yanık - bir kor gibi... Alevler alazlanıyor tam ortasında.  Deli oluyor sana - işte bu güzel kadına;  Seviyor seni hem divane hem de fütursuzca... Şiirler yazdırıyorsun bu adama; Şarkılar söylüyorum tek başıma odalarda...  Her yerde hayalin yansıyor camlara ve aynalara Sevişmelerimiz ve öpüşmelerimiz geliyor arada aklıma... Rüzgarla bir çiçek kokusu esiyor Sen geliveriyorsun sokakta o an aklıma  Teninin kokusu tütüyor ta uzaktan burnumda Gülümseyen dudakların buseler konduruyor boynuma.  Bu kalp vuruldu sana;  Seviyor se...

Seni Hep Sevmek

Seni Hep Sevmek  Seni hep sevmek. Öylece sevmek. Sendeki seni... Seni sen gibi sevmek... Derinden sevmek seni... Ve hep daha çok sevmek... Tanımak yeniden Yeni baştan... Ve seni keşfetmek;  Sendeki beni. Bendeki seni... Ve bizi... Ve ikimizi... Seni sevmek; Bir başka sevmek.  Güzel bir adam gibi sevmek. Sağlam sevmek ve  Hep seni düşlemek, Hep seni özlemek... İçimdeki O tatlı "seni" Sütlü karamelimi  Delice sevmek... Tekrar tekrar sevmek... Bakarken sevmek. Dolu dolu sevmek, Seni senle sevmek; Bir film izlerken  Aslında seni izlemek... Kollarımın arasında sevmek Ve omzumda uyurken sevmek... Seni çok sevmek; Olmadığı kadar. Hiç var olmamış gibi Gözlerinde kaybolup  Tutkuyla sevmek... Peki, seni sevmek  Ne demek? Yeniden şiirler yazabilmek. Şiirlerle hep seni sevmek; Seni şiir gibi sevmek... Seni sevmek Ne güzel şeymiş.  Narin bir kır çiçeğini  Sever gibi; Bir begonvili  Sende sevmekmiş. Seni sevmek  Belki de... Yumuş...

Kuraklık Üzerine

Kuraklık Üzerine  Pazar Yazıları No: 044 1987 yılında liseden mezun oldum ve ODTÜ'de mühendislik okumak üzere Ankara'ya geldim. İlkokulu Gemlik'te sonrasında neredeyse tüm öğrenim hayatım küçük bir Ege kasabasında (Muğla Yatağan) geçti.  O kasaba lisesinde zorunlu yabancı dil olarak Almanca dersi aldık. Bu nedenle de sıfır İngilizce ile o yılın Eylül ayında C grubunda (hiç İngilizce bilmeyen bir Anadolu çocuğu olarak 🫣) hazırlık okuluna başladım hem de berbat bir karasal iklimi ve kirliliği ile meşhur gri ve çorak bir şehir olan Ankara'da... Bizim dönemimizde hazırlık okulu üç düzeyden (üst düzey A, orta düzey B ve ezikler C) ve de hazırlık müfredatı da iki kategoriden (Mühendislik ve Beşeri Bilimler içerikleri) oluşuyordu. Biz ister istemez ESP (English for Specific Purposes) denilen özel amaçlı İngilizce dersleri almaya başladık. Edebiyatçı olmak isteyen bir genç olarak dersler inanılmaz sıkıcı idi. Bizden sonra bu müfredatı bıraktı ODTÜ. Son denekler biz...

Aşkın ABC'si

Aşkın ABC'si Bir gün  O hep beklediğin Aşk  Çıkıverir aniden karşına  Değişir her şey o an; Unutursun tüm bildiklerini: Aşk'a dair sarf edilmiş  Klişe sözleri ve replikleri... İçi boş şatafatlı kelimeleri Sevdiğini zannettiğin  O sıradan Aşk namelerini... Ve silersin Aşk'a dair  Ne var ne yok  Tüm zihnindekileri... Ve yeniden öğrenirsin Sil baştan her şeyi; Aşk'la delice sevmeyi; Yüreğindeki yitik Aşk'ı  Onunla bas başa keşfetmeyi...  Silersin aklından tek tek Bir zamanlar kaybolduğun tenleri Ve zihninde yok olur tek tek bedenleri... Bir çocuk olursun onunla  Yüreğin bir başka atar yanında  Çıkacak gibi olur kalbin yerinden; Onunla değişmiştir artık tüm evren... Aşık olmayı öğrenirsin - sıfırdan;  Sevilmenin tadını keşfedersin sonra  Parmaklarını hissedersin  Eli gezinirken sırtında ve boynunda Buseler bir iner bir konar omzuna...   Ve Aşk gerçek anlamına ulaşır Değişir sıradan dünyan,  Yeniden d...

Aşk'ta Nepotizm

Aşk'ta Nepotizm Nepotizm aslında siyaset bilimine ait bir kavram. Bu uygulama maalesef evrensel bir kötüye kullanım şeklinde tezahür etmekte ve genellikle de “ailesinden ya da yakın çevresinden olan kişilere karşı haksızca avantaj sağlama” anlamına gelmekte.  Demokrasiyi içsellestirmiş, rüşvet yemeyen ve nadiren adam kayıran bir kaç kuzey Avrupa ülkesi siyasetçisi dışında her toplumda nepotizm maalesef oldukça yaygın. Tamah ve özsaygı ile ilgili bir durum aslında. Terbiye, hak ve edep başlığı altındaki bir konu kayırmacılık yapmamak. Kaderimiz olan coğrafya da bu ahlak anlayışının şekillenmesinde nispeten etkili bir unsur.   Ülkemizde bu adam "bizden" demek; aslında bizim tekkeden, bizim eteğini öptüğümüz şeyhimizin tarikatinden, bizim cafédeki okey batak dörtlüsünden, konken grubundan, eski derebeyliği mahallesinden, kısaca bizim siyasi görüşten, en çok da çıkar sakladığımız suyun başını tutmuş olanlara ve yüzdelik ile komisyonculuk yapıp hak yemeye yakın ola...

Aşk'ta Mütekabiliyet

Aşkta Mütekabiliyet  Mütekabiliyet, eski bir sözcük. Türkçesi "karşılıklılık'. Kavramın İngilizcesi ise "reciprocity'. Bu terim aslında uluslararası hukuk jargonuna ait.  Bu tabir hukukta daha ziyade "mütekabiliyet esası" olarak kullanılıyor, yani yeni nesil Z jenarasyonu dili ile ifade etmek gerekirse 'karşılıklılık prensibi' demek.  Bu kavram teknik olarak bir ülkenin başka bir ülke vatandaşlarına tanıdığı hakların, o ülke tarafından da kendi vatandaşlarına tanınmasını ifade eder.  Sosyal psikolojide ise bir başkasının bizim için yaptıklarını geri ödememizi gerektiren toplumsal bir beklentiyi ifade etmekte. Konu Aşk'a gelince, mütekabiliyetin en çok işlediği alanın ilişkiler ve ilişkilerde karşılıklı denge anlamına geldiğini düşünüyorum. Özellikle, alma ve verme dengesi.  Aşk özünde işteşli bir sözcük aslında. Yani fiil çatısı kategorisi olarak, sonuna -iş / -üş gibi ekler alan fiiller: gülüşmek, öpüşmek, koklaşmak, sevişmek gibi......