Ana içeriğe atla

"Baba"

Baba

Pazar Yazıları No: 036


"Baba"


Ben şanslı bir adamım - iki sebeple. 


Altın kalpli bir babam var. Cennete gideceğini düşündüğünüz beş kişinin adını sorsalar; kendim de dahil diğer dört kişiyi sayamam ama ilk sıraya hiç şüphesiz babamı koyarım. Hiç kimsenin kalbini kırmamış, hiç kimseye sesi yükseltmemiş, kimsenin zerre kul hakkına girmemiştir. Sayesinde (gölgesi demekmiş 'saye') çok mutlu bir çocukluk geçirdim. Iyi ki babam; benim babam olmuş  


Ben şanslı bir adamım. Dünya tatlısı yakışıklı bir oğlum var. Düzgün, efendi, çalışkan ve terbiyeli. Nazar değmesin ona da 🧿. Onun babası olduğum için de çok mutluyum... Allah tüm evlatları ve tüm çocukları iyiler ile karşılaştırsın. 


Yatılı okulda kendisine "baba" lakabı takılan abim de iyi ve müşfik bir babadır. Nail Baba'nın da babalar günü kutlu olsun. 


Çok iyi babalık yapan arkadaşlarım var. Yoğun işleri arasında çocuklarına kaliteli zaman ayıran ve onlarla geçen zamanın değerini bilen. 


Bir sebeple ortada olmayan babaların özlemini çeken, babalık özlemi yaşamak isteyen herkesin de babalar günü kutlu olsun. Biyolojik olarak bu hissi yaşamamış ve yaşamak isteyenlerin de babalar günü kutlu olsun...


Çocuklarına hem anne hem baba olmak zorunda kalan; babaların yokluğunu hissettirmeyen ayağı yere sağlam basan, güçlü, karakterli ve mangal yürekli kadınların da babalar günü kutlu olsun... Bu durumda olan çok arkadaşım var. O kadın arkadaşlarıma da selam olsun... 


Baba etimolojik olarak zannederim çoğu dilde B ve P sesleri ile söyleniyor. Bebeklerin söylediği ilk bir kaç kelimeden biri de baba... Semantik olarak ise güç, koruma, kollama, kuşatma kavramları ile özdeşleşmiş gündelik hayatta. 


Babalık nispeten güç ve disiplin ile ilişkili bir kavram olduğu içindir ki rahman ve rahimlik vasıfları olan anne şefkatinden biraz farklı. Biraz daha evin direği ve kollayan ve gözeten yarı tanrı rolü hakim. Devlet baba, Allah Baba, mafya babası gibi eril kavramlar bu yüzden oluşuyor zihnimizde... 


Sırf bu nedenle iskelelerde babalar olur, koca koca gemilerin bağlandığı ya da yol kenarlarına barikat gibi konulan babalar... Maskülen, ataerkil ve eril bir dünyada babalık yapmak da zor bu yüzden o kimliği dengeli korumakta. 


Geçen sosyal medyada bir videoya denk geldim. Kendimi tutamayıp hüngür hüngür ağladım.  Şu anda da ağlıyorum bunları yazarken. 8-10 yaşlarında bir kız çocuğu Ramazan buluşmalarında soru soruyordu Nihat Hatipoğlu'na... Baba, anne ve kızı terk edip gitmiş kısa bir süre önce. "Babam şimdi oruç tutuyor", dedi kalbi yaralı güzel küçük kız; "Onun orucu kabul olur mu?"...


Babalık ciddi bir iştir. Narsist, bencil ve ben-merkezli adamların harcı da değildir. 


Babalık erkek olarak doğma ile ilgili bir kavram da değildir. 


O yüzden de adam gibi adamlara yakışır.  


Babaların ve babalık yapan herkesin günü kutlu olsun... 


Nevfel Baytar 

15 Haziran 2025

Ankara


 


Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...