Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Huzur

Pazar Yazıları No: 038 Huzur Geçen hafta sonu sosyal medyayı çok nadiren kullanan yakînen tanıdığım eski bir arkadaşım bir "story" paylaşımında bulunmuş. Muhtemelen bir tatil beldesinde bir otel veya kafenin bahçesinden çekilmiş tek başına ve kadraja sığmayan bir ağaç resmi. Üzerinde rengarenk boyanmış su kabakları ve lambalar olan... Dibinde tek bir kelime: Huzur... O rengarenk kakafonik cümbüş ve görüntü karmaşası içinde aranan bir huzur... Ruhen genelde mutsuz olan, içindeki travma ve fırtınalarının bir türlü dinmediği, iç huzuru farklı kurslar, aktiviteler, yoga, meditasyon, inanç seminerlerinde aradığını bildiğim ve çok da sevdiğim bu arkadaşımın aslında yine kendi iç dünyasını yansıtan bu paylaşımını görünce içim yine hafiften  burkuldu, ince bir sızı hissettim kalbimin derin bir yerlerinde...  Sonra aklıma huzura dair farklı şeyler geldi... Huzuru arama çabasını düşündüm sonra. Oysa huzursuzluk zihnimizin içinde yaşadığımız ve büyüttüğümüz bir duygu değil m...

Seni Yaşamak İstiyorum

Seni Yaşamak İstiyorum Seni yaşamak istiyorum! Dedi kadın bakarak adama... Seninle yaşamak;  Seninle yaşlanmak... Seni yaşamak istiyorum  Sana sarılmak  Öylece orada kalmak An'da erimek ve  Kollarında yok olmak... Seni yaşamak istiyorum!  Dedi kadın  Gözlerine dalıp adamın; Sonsuzlukta kaybolmak Ve omuzlarında yaşlanmak... Tebessüm etti kır saçlı adam; Seni yaşamak istiyorum! dedi o da, Kadının gözlerine Aşk'la bakarak  Seni seninle;  Bende de seni yaşamak... Sonra sıkıca sarılmak sana; Çiçek kokan boynuna  Buselerden kolye yapmak Ellerim ellerinde, başın göğsümde Kalbim avuçlarında yaşlanmak... Seni yaşamak istiyorum!  Dedi ikisi aynı anda  Birbirlerine sıkıca sarılarak... Derin derin gözlerine bakarak... Yürüdüler sahil boyunca Sonsuzluğa yürür gibi Bir daha bırakmadan  Sımsıkı el ele tutuşarak... Nevfel Baytar  26 Haziran 2025 Ankara

Farklı Sev Beni

Farklı Sev Beni Farklı sev beni; Daha önce hayatında  Hiç kimseyi sevmemiş;  Hiç Aşk'a düşmemiş gibi... Farklı sev beni; İlk görüşte aşkı; Binlerce yıldır bekleyen Meftun bir meczup gibi... Farklı sev beni; Aşkınla sırılsıklam ıslat beni Bulut olup, yağmur olup, Üstüme yağar gibi... Çöldeki pınarlardan  Kana kana su içen... Sende eriyip kaybolmuş  Divane bir aşık gibi sev beni; Farklı sev beni; Tenimi, bedenimi; Kalbi heyecanla atan Ürkek bir serçe misali... Farklı sev beni; Sevmeyi keşfeden bir kaşif;  Aşkın tarifini yeni baştan yazan  Aşka aşık bir şair gibi sev beni...  Çok sev, hep sen sev beni; Avuçlarında yorgun kalbim  Aşkla ilk kez tanışıp Ilk kez seninle atar gibi... Nevfel Baytar  25 Haziran 2025 Ankara

Homo Dinosaurus Romanticus

Homo Dinosaurus Romanticus Bilimin ve tıbbın dili Latince... Biyolojide yeni türlere (genera) isim konulurken bilimsel gelenek üzere Latince isimler verilir. Başlık bu yeni insan türü ile ilgili...  Bölümde öğrenci iken elime 1930larda basılmış eski kalın ciltli artık şömizli olmayan çok eski bir kitap geçmişti. İngilizce'de kelimelerin önek, sonek ve kökleri ile ilgili. 400-500 kelime ve ek yapıları çalışarak birden 5-6 bin kelimeyi öğrenmek mümkün olmuştu çok kısa sürede..  Kelimelerin büyüsüne galiba o zaman kapıldım ben...  Çevresinde felsefeciler, heykeltraşlar, sanatçılar, müzisyenler, CEOlar benzeri bir grup içinde olan bir arkadaşım ile uzun bir entelektüel sohbet ettik geçenlerde. Yaşımız gereği azalan ve yok olan duygulardan, çocuklarımızın geleceğinden, yapay zekanın olası sosyopolitik yan etkilerinden konuştuk. Küresel savaş tamtamlarının çalındığını bu günlerde uzun ve derin hasbihal ettik yıkıcı geleceğe dair... Ve yok olan bazı türlere de değind...

Seni Uzaktan Sevmek

Seni Uzaktan Sevmek Seni uzaktan sevmek; Kalbim ve ruhumla  Seni tutkuyla sevmek demek, Duyamasam da kokunu, Dokunamasam da ellerine Silemesem de tuzlu gözyaşlarını Yine de çok güzel şeymiş be; Seni uzaktan sevmek... Seni uzaktan sevmek, Esen her rüzgarda  Saçlarını hissetmek,  Aşkın ile baharda  Yeniden filizlenmek, Kışın avuçlarımda  Sıcacık ellerini tutabilmek... Yazın bir sahil kasabasında  Birlikte güneşi içine çekmek  Sonbaharın renklerini  El ele seyretmek.  Güzel şey seni be Uzaktan da olsa seni sevmek... Seni uzaktan sevmek; Her zerreni içimde hissetmek; Çiçeklerin buğusuna dokunup; Papatyalardan taçları  Gülden goncaları   Lavantadan buhurları - yani; Tenindeki tüm kokuları  Arzuyla içime çekmek  Güzel şey be  Uzaklardan bile olsa  Seni çok sevmek! Olmasa da varlığın yanımda  Yürürken yan yana;  İki elinle tutunup sağ koluma Başın arasına düşer omzuma   Ve uçuşan saç...

"Baba"

Baba Pazar Yazıları No: 036 "Baba" Ben şanslı bir adamım - iki sebeple.  Altın kalpli bir babam var. Cennete gideceğini düşündüğünüz beş kişinin adını sorsalar; kendim de dahil diğer dört kişiyi sayamam ama ilk sıraya hiç şüphesiz babamı koyarım. Hiç kimsenin kalbini kırmamış, hiç kimseye sesi yükseltmemiş, kimsenin zerre kul hakkına girmemiştir. Sayesinde (gölgesi demekmiş 'saye') çok mutlu bir çocukluk geçirdim. Iyi ki babam; benim babam olmuş   Ben şanslı bir adamım. Dünya tatlısı yakışıklı bir oğlum var. Düzgün, efendi, çalışkan ve terbiyeli. Nazar değmesin ona da 🧿. Onun babası olduğum için de çok mutluyum... Allah tüm evlatları ve tüm çocukları iyiler ile karşılaştırsın.  Yatılı okulda kendisine "baba" lakabı takılan abim de iyi ve müşfik bir babadır. Nail Baba'nın da babalar günü kutlu olsun.  Çok iyi babalık yapan arkadaşlarım var. Yoğun işleri arasında çocuklarına kaliteli zaman ayıran ve onlarla geçen zamanın değerini bilen.  Bir s...

Aşkın EN Hali

Aşkın EN Hali Aşkın EN halini  Yaşayalım biz; Olası her halini... En'lerde tadalım her şeyi...  Maddenin üç hali varsa Aşkın her halini Biz - ikimiz - bulalım;  eN sayısının tüm hallerini... En unutulması güç olanı... En derin iz bırakanı; En tutkuyla yaşanıp... Hayallerde en çok arzulananı... Kırmızının en koyusunu; Mavinin en dolusunu Beyazın en güzelini  Renklerin tüm cazibesini... En aşk kokanı; Rayihanın en güzelini  Boyundaki ten kokusunun  Aşka bürünmüş alevli halini...  Yaşayalım beraberce: Kışın en sıcağını; yazın en serinini İlkbaharın yeniden doğan en çiçekli halini  Sonbaharın en gizemli aşk esintisini...  Hissedelim: su'yun en serini; Toprağın en mümbit halini; Havanın en temizini ve Ateşin en alazlı yangın yerini... Sarılmanın en sıkı hissedileni Bakışların en gizemli derinliğini  Gülümsemenin en tatlı sevecen;  Bedenlerin tek hale gelen bileşimini... Ey sevginin en saf hali: Tutkunun en yakıcı şekli! Kısac...

Ve Aşk Yeniden

Ve Aşk Yeniden  Ey güzel Aşk  Çal kapımı yine; Gir çorak bahçeme Ser kızıl güllerini her yere! Mırıldansın hep adını  Delice bir kalp çarpıntısı ve Durmayan gönül kıpırtısı Her dem aşkın en "şeker" tatlısı... Evet zamanı geldi çoktan  Diye sesleniyor kalbimin yorgun yarısı;  Coşsun, durmasın ve artık gelsin diyor  Diğer yarısı ve tamamlasın ikinci baharımızı... Liman olsun sevgiliye  Bu yangın yeri kor yürek Hem de sonsuza dek; Yeni yuvasında aşka aşk gerek... Nevfel Baytar  9 Haziran 2025 Ankara

Şaşırt Beni Hayat

Şaşırt Beni Hayat Pazar Yazıları No: 035 Uzun süredir Pazar Yazıları yazıyorum. Aslında numaralandırmaya sonradan başladım, araya şiirlerde girdi... Deneme yazısı sayısı aslında yüzün oldukça üstünde. Ama tesadüfler devam ediyor...  34 numaralı yazım beni yazmaya iten saikler ile ilgiliydi... Bunda bir nebze de olsa İstanbul'un etki ve esintileri vardı.  35. Yazının numarası neler çağrıştırıyor bana. Ege ve İzmir... Ankara bozkırında hayatının büyük bir kısmını geçirmiş Muğla'da çocukluk ve ilk gençliği geçmiş doğum yeri de bir İç Ege şehri olan bir Anadolu çocuğu olarak, o bölgeyi hep severim. Sevdim de...  Yüzmeyi Gemlik'te öğrendim diyebilirim... Yüzme denirse... Hiç bir teknik yok... Gemlik'ten yürürdük abimle Manastır ve sonra da Kumla'ya... Denizanalarının arasında yüzer, iskelenin altından midye toplayıp teneke üzerinde pişirir yerdik... Yaş 8-9 ancak...  Sonra babanın termik santrallerindeki işi nedeniyle Muğla Yatağan'a taşındık... İlkokul 3...

Paralel Evren

Paralel Evren "Bir şiir yazdım sana", Dedi, kadın adama,  Bu olmadı.  Belki başka bahara... "Duymak isterim", dedi Kalbi yorgun adam... Belki de kalmaz, Başka, bambaşka baharlara? "Anla kalbimdekini" dedi kadın Sana olan hislerimi... Derinlerde gizlediğim Girift birlikteliğimizi: Duy bana neler hissettirdiğini; Nelerin kalbimden, Kayıp, sökülüp gittiğini; Sadece dinle şimdi beni: "Bir sen vardın o evde, bir de ben. Gün doğumunda dalardık uykuya geceden Yüzüme yine böyle güzel bakardın; Sözlerin gelirdi, beni seven kalbinden.... Bir sen vardın orada, bir de ben... Dünya susar, zaman yavaşlardı içimizde; Fincanda soğuyan kahvenin hatrında, Bir ömür saklanırdı belki gizlice, derinden... Evet, bir sen vardın, bir de ben — Yaşadığımız hiçbir şeye benzemeyen “Yeter!” ya da “Kırdın beni” demeden, Yalnızca aşk ve tutkudan söz edilen... Sen ve ben, ben sen, sen de ben — El ele yürünürdü orada, yeniden yeniden “Neresi orası?” dersen… Adres: Paralel ...