Ana içeriğe atla

Pazar Yazıları No 3 Nota Kelimesi

Nota Kelimesi


Dil ve dilbilim ile uğraşan birisi olarak kelimeler beni büyülüyor.  Bazen kelimelere yüklenen yeni anlamlar ya da yan anlamlar veya benzetme sanatı ile oluşan yeni metaforik anlamlar çok ama çok etkileyici olabiliyor. 


Forex'ten Fronthand'e, felsefeden, yatırım analizine, kahve aromalarından, web tasarımına, elektro gitardan parfüme kadar çok değişik alanlara ilgisi ve bir o kadar da derin bilgisi olan bir yeğenim var. Türkiye derecesi yapan büyük biraderimin oğlu. Üniversiteyi bitirmek üzere. Şu aralar Türkiye’nin en büyük firmasında staj yapıyor... İlginç tespitleri var farklı alanlarda... Frekanslar tutuyor özellikle de bende misafir kaldığı günlerde... 


Evde dört ayrı kahve makinesi olunca, kahve aromaları sohbeti oldu bir dönem.  Baristalar kadar bilgisi vardı kahve cekirdekleri konusunda. İster istemez kahve notaları konusu gündeme geldi... Tıpkı parfüm notaları olduğu gibi... Konuyu birazdan genişleteceğim...


Bazı alanlarda dar bir kelime hazineniz (jargon) olduğunda bazı kelimeleri sadece en yaygın haliyle bilirsiniz. Çoğumuz için nota aslında sadece müzik notlarından ibarettir. Do, re, mi fa, sol, la, si... Bir de yarım çeyrek ve daha dar 1/8 nota aralıkları mevcut. Müzik bilgisi sıfır olan bariton sesli biri olarak nota bilgim bundan ibaret maalesef... 


Ama nota uluslararası ilişkilerde bile kullanılan bir terim. Nota vermek. Ültimatom bağlamında kullanılan bir üstü kapalı uyarı ve tehdit. Diplomatik dozda yapıldığını müddetçe bir tür 'dog fight' tan ibarettir genelde uluslararası arenada... Taraftar karşılıklı olarak birbirlerinin gazını alırlar atışarak. Diplomatik it dalaşı yapılır nota verilerek, o kadar... 


Kahve notalarına geri dönecek olursak; pek çok ana kategori ve bunların da altında yüze yakın alt aroma veya notası olduğunu söylemek mümkün. Turunçgil, çiçeksi, tereyağlı, çikolatalı, cevizli, dumanlı, ekşi, tatlı, baharatlı, karamelli, vanilya, tarçın, acı, bitkisel ve toprakımsı tatlar aromalar veya notalar var... Bir Nespresso mağazasına girdiğinizde ve kapsül kahvelere ilgi gösterdiğinizde bu notaların farklı karışımlarını tatmanız mümkün.  Kendi adıma konuşacak olursam: çikolata,  karamel, vanilya tatlarından uzak durup; daha çok turunç notaları olan 6-8 derece orta sertlikteki kahveleri seviyorum...  


Konu parfüme gelince parfüm nota algısı olarak çok farklı bir yelpazede geziyorum galiba. Zannederim çok ciddi bir koku hassasiyetim var. Özellikle de kişilerin ten ve ter kokusu ben de inanılmaz şekilde ters tepebiliyor. Parfüme geri dönecek olursak: 


Eskiden hafif baharatlı fresh kokuları seviyordum. Zannederim Old Spice ile başladım. Klasik porselenimsi cam şişede olan. Yelkenli logolu hani? Artık onu bulamıyorum. Bir süre Jagler kullandım. Sonra Calvin Kline One kullandım bir dönem... Daha sonra Versace Eros... Artık çok pahalı oldukları için "muadil tester esanslarını" kullanmak zorunda kalıyorum.  Memuriyet işte! Vazgeçmediğim deodorant versiyonu ise kesinlikle Axe Dark Temptation... Ama inanılmaz derecede güzel olan ve maalesef cok pahalı olduğu için nadiren denk gelen Bulgary'nin Tygar ı keşfettim. .. Bu koku başka bir şey imiş... Erkek kokusunun nirvanası gibi bir şey imiş meğerse... Rekor fiyatları var o ayrı... 


Parfüm seçiminde üst nota alt nota kalıcılık ve ten ile uyum gibi detaylar var elbette. Kadınlar bu konuda çok daha hassaslar. Kadınlarda çiçek kokuları ve narenciye notaları ve kısmen de baharatlı notalar kesinlikle güzel. Lancome, Armani, Chanel, YSL, Yves Rocher, Burberry'de bu notalardan farklı versiyonlar var... VS Bombshell, CK Euphoria, Sisley for Girls, Black Opium ve Nuir Noire (muhteşemdir bu ikisi bu arada) güzel kokular gerçekten.  Elbette her kadına yakışan o kisiye özel ve onunla güzel bir parfüm var. O ayrı bir yazı konusu...


Beyin ve nörobilim çalışmaları haklı ise, en son unutulan şey koku deniyor. Küçükken yediğiniz bir somun ekmek, annenizin yaptığı bir çorba, açık havada bahçede komşuda yediğiniz gözlemenin kokusu. Anne kokusu demişti bir arkadaşım da... Galiba bunlar hiç unutulmuyor...  


Güzel kahve ve esans kokuları arasında mutlu ve huzurlu bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle... 







Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Kaybolan Nesil için Ağıt

Pazar Yazıları No: 062 Kaybolan Nesil için Ağıt ​"A Requiem for a Lost Generation" Uzun süredir yazı yazmaktan imtina ediyordum. Aslında her hafta konular hazırdı aklımda. Pek çok güzel konu ve şiirler uçuşuyordu zihnimde. Nedense hep son anda vaz geçip yazmadım haftalarca.  Hatta bir ara 'Eat, Pray and Love' romanında geçen bir cümle vardı Italyan hayat felsefesini yansıtan "dolce far niente" (the sweetness of doing nothing") yani özetle: Hayatın koşturmacasından uzaklaşıp çabasızca zaman geçirmenin keyfini sürme konusu aklımda idi. "Ignorance is bliss" tadında idi vaz geçtim... Hayalim ise: bir sahil kasabasında kumsala bakıp dalgaları izlemek veya bir parkta öylesine oturmak ve boş hayallere dalmak gibi amaçsız işler peşinde koşmaktı ve üstelik niyetim de bunu yeni aldığım Moka Pot'umda yaptığım filtre kahve eşliğinde yapmanın tadından bahsetmek idi internetten İngilizlerin 'picturesque' (tablo gibi) dedikleri Amalfi...

Kalbin Anahtarı

Kalbin Anahtarı  Kilitledim kalbimi Tek anahtarı elimde... Açıldım bir tekneyle  Dalgalı engin denizlere... İlerledim pupa yelken Köpüklü dalgalar peşimde;  Bir koy aradım önce  Yakamozlar eşliğinde  Durdum bir adanın Kuytuluk gölgesinde. Tan vaktiydi zaman: Hayat yeni güne gebe...   Ustarmaçada çırpıntı sesleri  Minik balıklar sabah gezmesinde... Çapayı bıraktım derine; sakince. Kaloma mesafesince gitti en dibe... Sustu zincir şakırtıları  Ellerim küpeştede  Kemereye dokundum Sıcacıktı anahtar elimde... Son kez baktım  Kalbimin kilidine Ve fırlattım anahtarını Alabildiğince ötelere... Süzüldü havada önce... Suda halkalar oluştu  Peş peşe ve sonra Kayboldu anahtar  Sonsuz mavilikte... Durdu zaman Duruldu mekan Hemhal oldu  Ezel ve ebed İşte o an... Süzülen bir martı kadar Özgürdü artık yüreğim  Yok bir bekleyenim; Ne de beklediğim.. Gönlüm dingin  Gönlüm müebbette  Huzur içindeyim Kalbim emin ell...