Ana içeriğe atla

İki Kişilik Yalnızlık

İki Kişilik Yalnızlık 



Yalnızlığımı alıp koydum 

Bomboş duran odaya. 

Seslendim ona usulca:

"Sen dur şuracıkta,

Otur sakince, 

Bekle beni sessizce.

Geleceğim yanına 

Seni kendimle paylaşmaya. 


Bir süre yoldaşlık edeceksin

Hem bana hem de ona.

Bu yaşanması gereken bir mola

Bunu sakın unutma


Loştu içerisi - basit ve sade: 

Perdede yakamozlandı 

Solgun ve bitap düşmüş ışıklar. 

Bomboştu duvarlar.

Sadece senin boyadığın 

Bir suluboya tabloda

Soluk zambaklar,

Yorgun lavantalar.

O kadar...


"Hoş geldin" dedi yalnızlık...

Paylaşacak çok şey var. 

Ama en çok da kendimi.

Verebileceğim ben sana.

Kopart al benden koca bir parça. 

Tut yüreğinde onu sakla.

Belki de böyle geçecek bu fasıla...


Bu geçen zamanda

Sen yoruldun.

Yol arkadaşın yoruldu.

Belki de en iyi ilaçtır 

Benden aldığın ve

Göğsünde sakladığın

Adına yalnızlık dediğimiz 

Bu küçük mola.


Biliyorum

İyi de gelecek yaralarınıza

Verdiğiniz bu suskun ara.


Sıkıca tut beni

Sakın bırakma. 

Yoldaşın ben olacağım; 

Bu yeni yolculuğunda.

Beraber çıkacağız seninle

İki kişinin paylaştığı 

Bu ruhsal yolculuğa.


Sakın unutma:

Yalnız hissettiğin bu hayatta.

Belki de çok uzak olmayan

Yakın bir zamanda

Başka bir mekanda

Tekrar buluşup

Geleceksiniz bir araya

Kadîm dostun ve yoldaşınla.


Yürüyeceksiniz tutuna tutuna 

Yan yana; kol kola... 

Sımsıcak elleriniz 

Yeniden kavuşacak

Bu kez hem saygıyla

Ve hem de anlayışla

Öğrenilmiş yaşanmışlıklarla.


Hep olmak istediğiniz 

O sevdiğiniz sahil kasabasında.

Buluşacaksınız yakında.

İyi ki bırakmışız

Seni geride "ey yaman yalnızlık!"

Diye sesleneceksiniz sonra bana.


İki ayrı mekandan gelip

Buluşacaksınız ortada.

Sahilde yürüyüp 

Konuşacaksınız aynı masada

Hep açmak istediğiniz

Derme çatma 

Kulübeden bozma o mekanda.


Ve sen sıcacık gülümserken 

O canın kadar sevdiğin kadına 

Bir buse konduracaksın

Manolya kokusu sinmiş 

Narin ve incecik dudaklarına.

Elindeki lavanta demetini

Uzatırken bembeyaz kollarına.


Ve dönüp 

Diyeceksin bana

Güle güle artık sana Yalnızlık!

Git artık başka diyarlara ve odalara.

Artık yer yok aynı saçma sapan hatalara. 

İçi boş kıskançlıklara, yorucu tekrarlara.

Öğrendim senden çok şeyi ben.

Seninle yaşadığım arkadaşlığımızda.


Bekle beni sevgili.

Geleceğim yanına 

Sahil kenarına 

Hayal ettiğimiz o virane mekana. 

Birlikte şiirler ve öyküler yazmaya.

Tanrı bizi yazmış sonsuzluğa. 

Yalnızlık ise artık başka bir diyarda

Bizden uzaklarda...


18 Şubat 2025 

Nevfel Baytar 


Yorgun sevgililere 

İthafen... 










Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...