Ana içeriğe atla

Vuslat

Vuslat 



Koca bir okyanusum ben;

Gövdem engin denizlerden.

Kanatlarım yayılır yeryüzüne 

Gökyüzünde masmavi gölgem.


Nehirler, ırmak ve dereler 

Hepsi de kavuşmak ister;

Bu bir vuslat ve yok olmadır 

Tek bir bedende birleşen.


Dağlardan ve vadilerden,

Nice köy ve kentlerden

Pek çok dere ve göllerden

Birleşir damlalar ve zerreler...

 

Sonra buhar olup yükselir  

Bulutlarda hemhal olur ve

Dönerler yeniden karlı dağlara; 

O metruk ve ıssız yamaçlara...


Ama orada: gizli bir yarda 

Tatlı bir pınar bulunur.

Cam gibi berrak suyu

Usulca dökülür gözesinden.


Karışmadan toprağa; 

Taşlara ve ovalara,

Akar ve yolunu bulur 

Ulaşmak için ummana.


Çiçek kokan tatlı suyu

Karışır tuzlu okyanusa.

Vuslat zamanıdır şimdi;

Beklenen an bu, değil mi?


Birleşir pınarın suyu;

Ve okyanusun tuzu

Yekvücut olup, 

Yükselir sonsuzluğa... 


Tüm zerreleri karışır

Birbirine ve eriyip

Tek bir ruh olur ve

Yok olur tayy-ı zamânda...


Binerler bulutların kanatlarına;

Düşerler yollara ve birlikte 

Uçup giderler uzak diyarlara

Ve ikisi yağmur olup varırlar; 


Ebedi vuslatın tadına...


Nevfel Baytar 

28 Aralık 2025

Pazar - Ankara





 












 


Bu blogdaki popüler yayınlar

"Aile" Kavramı Üzerine

"Aile" Kavramı Üzerine Yıllar yıllar önce Bilkent Üniversitesi Edebiyat Fakültesine bağlı olarak, (Faculty of Humanities and Letters), bölüm öğrencilerine "Eleştirel Okuma ve Etkili Sunum" dersleri vermekteydim.  Öğrencilere bir konuyu inceler ve irdelerken, "Socratic Questioning" (ard arda sorular sorarak konunun farklı yönlerini derinleşme denebilir bu kavrama...) denen yöntem ile onları verilen konuyu algılamaya ve farklı cihetlerden ve perspektiflerden konunun "olası farklı yönlerine" bakmaya ve "farklılıkların farkında olmalarını kavratmaya" çalışıyorduk kendi çapımızda.  Bu ders daha sonraki akademik, mesleki ve yöneticilik hayatımda çok ama çok işime yaradı. Yazı yazarken de faydasını gördüm. Özetle öğrendiğim şey basitçe şu oldu: "Her konunun farklı yüzleri ve boyutları olabilir; tek bir cihetten konuya bakmak sığlıktır; zira hayat böyle akmaz, empati de yapmak gerekir..." Ülkenin durumunun farkındasınız. C...

Masal

Masal ... Neden olsun isteriz, Masallardaki aşklar gerçek? Mutlu gülüşler sonsuz, Birliktelikler, sorunsuz? ... Niye çok isteriz hep? O da beni - benim kadar, Ve hatta benden de çok... Daha da çok sevsin diye? ... Nedir karşılıksız aşkları; Bu kadar değerli ve unutulmaz, Kavuşulan aşkları ise sıradan yapan? Nedir aşkı, maşuktan bile kopartan? ... Niye bekleriz hep, tutkuyla sevip de, Karşılık bulamadığımız aşklar; Önümüzde serpilip büyüsün diye, Bilerek ve beyhude bir çırpınış ile? ... Neden çok sevilen anlamaz, Sevildiğini ve değer verildiğini? Bu güzel masalın her harfinin Bizzat kendisi için; yazılıp, çizildiğini?  ... Neden küçümsenir ki sevenin sevgisi? Niye görülmez bülbüle yâr olan gül bahçesi? Niçin hep bir inat, hep bir tafra yüceltir, Ve daha değerli kılar, yarım bırakılan sevgiyi? ... Karşılık almadan sevebilmek, Ne kadar da ilahi ve yücedir, halbuki... Kim, neden heba eder ki aşığının sevgisini? Ve rehberi yapar boş yere kendi ümitsizliğini? ... Sen de biliy...

Bir Pazar Kahvaltısı

Bir Pazar Kahvaltısı  Pazar Yazıları No: 027 Bugün güzel pırıl pırıl ama kasvetli bir Pazar sabahı Ankara'da. Hava açacak birazdan biliyorum. Yeni başlayacak olan yoğun bir haftanın habercisi bugün.  Tatilin son günü. Sabahın erken saatlerinde üniversite sınavına hazırlık koşturmacasına başlayan oğlumu dershanesine bıraktım ve bir U dönüşü ile hemen eve geri döndüm.  Balkonumdan kızıllı morlu yapraklı rengarenk ağaçların kümelendiği yemyeşil koruluğa şöyle bir baktım. Önümde uzanan suni uydukentin yüksek binalarının arasında, karşımdaki tepede göğe yükselen mimari harikası şadırvanlı ve dört minareli cami külliyesine selam verdim uzaktan...  Sonra bir gün önceki sağanak yağmur sonrası gelen tertemiz havayı ciğerlerime çektim. Balkondaki raflarda rengarenk saksılara dizilmiş bitap düşmüş çiçeklerime baktım. Yeniden canlanmaya ihtiyaçları vardı. "Benim gibiler..." diye geçirdim içimden. Kaderdaşlarım benim... Soğuk ve karlı bir Ankara Mart'ında bilmem kaçın...